yazan: ÅŸuursuz sindrella
“Türkiye’m Türkiye’m cennetim, benim eÅŸsiz milletim!”
Evet ilkokul sıralarında kafamıza kaka kaka öğrettikleri bu kulak tırmalayıcı nameli ÅŸarkıya ilkokulda olduÄŸumuzdan ve milletçe çoÄŸunlÄŸumuz ilkokul sıralarında kaldığından kafayı kaldırıp da soramadık “ne anlamda?” diye. Oysa bugün hepimizin kafasına dank etmeli ki Türkiye hakkatten eÅŸsiz bir memlekettir; cennettir, cennettendir. Şöyle ki; her kutsal kitap buyurur ki; her kim aklıyla hareket edemeyecek durumda ola, ona günah yazılmaz; bir bebek kadar masum, günahsız sayılır ve cennete yollanır. Hangi memleket ola bu kadar akla hayale gelmez iÅŸleri görev edinir, dünya alemin aÄŸzını 5 karış açık bırakacak hadiseler üstlenir; e tabi orası da cennet sayıla.
Ortaokulda öğretilen; “örnekle açıklayalım ki pekiÅŸsin” ÅŸiarından feyz alarak misallerimiz dillendirelim. Türkiya’mız, 50′ler, 60′lar, 70′ler, 80′ler olarak her 10 yılda bir yüce Türk ordumuz tarafından silkelenip kendine getirilmiÅŸ bir halkın kaynaÅŸma noktasıdır. Üniforma gördük mü bi tırsarız biz; askeri, polisi, zabıtası, korucusu bizi gerer. Çünkü “onlar bizden acımasız”dır; yaşımızı büyütüp bizi asabilir, kafamızı kırıp sandalyeden düştü diyebilirler.Gaspçı, tecavüzcü ya da katilseniz; “adi suçlu”ysanız yani; “kötü çocuk”sunuzdur. Hapse atılır, biraz hırpalanır, afla çıkar, bir baÅŸbakan eÅŸine duacı olup, kaldığınız yerden devam edersiniz. Ama fikir suçlusuysanız iÅŸin rengi deÄŸiÅŸir. Paranoyak devletiniz o koca kafanızdan çıkan pis fikirlerin iyi biÅŸey olmayacağını sanır mısınız ki bilmemektedir. Sizin gibi densiz fikir üreticiler için koç gibi devletin kadrolu iÅŸkencecileri vardır. Bunlar sabah 8′de evlerinden çıkıp “daire”lerine gelir, tüm gün kafanıza gözünüze verip veriÅŸtirir, yorulunca modern aletlerden yararlanarak kastı olan canınızı “sadece” yakmaya devam eder, akÅŸam da iÅŸinden çıkıp evine döner; pilav üstü barbunyasını havuç salatasıyla yerken karısına” bugün çok yoruldum valla” derler. Devlet bunlara vatandaşına iÅŸkence yaptığı için para öder, aldıkları her kuruÅŸu da sırtlarını sıvazlayarak helal eder…
Sanırmısınız ki bunlar 80′lerde kaldı? Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TIHV) Dokümantasyon Merkezi verilerine göre 2006 yılının ilk 11 ayında (213′ü yıl içinde iÅŸkence gören) 318 kiÅŸi TIHV tedavi ve rehabilitasyon merkezlerine baÅŸvurdu. Bu dönemde, iÅŸkence gördükleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulunan, İHD ÅŸubelerine ya da basın yayın kuruluÅŸlarına baÅŸvuran kiÅŸi sayısı 100′ü geçiyor. İşkence görüp korkusundan aÄŸzını açamayan, toplantı ve gösterilerde dövülen yüzlerce kiÅŸi bu rakama dahil deÄŸil.
İşin bir de kadın olma, yani “erkek olmama” boyutu var. O zaman siz devletin gözünde hem olmasa da olursunuz, hem de “biÅŸey” sokulacak 2 yeriniz vardır. Gözaltında Cinsel Taciz ve Tecavüze karşı Hukuki Yardım Bürosu’nun 2006′da hazırladığı 10 yıllık bilançosunda, 70 kadının gözaltında tecavüz ve 168 kadının taciz iddiasıyla kendilerine baÅŸvurduÄŸu belirtilmiÅŸ. (Dikkat; daha sadece gözaltındayız!). Suç isnat edilen faillerden 186’sının polis, 56’sının asker, 12’sinin özel tim, 13′ünün korucu, 12’sinin özel tim, 13ünün korucu, 12’sinin infaz koruma memuru olduÄŸu iddia ediliyor. (BaÅŸvur-amayan rakamları siz düşünün ki biz tecavüze uÄŸradı diye ödlürülen bir coÄŸrafyanın kadınlarıyız!)
Kutsal kitaplara göre cennete gidebilen 2. kategoriyi çocuklar oluÅŸturuyor; ne de olsa çocuklar masum ve günahsız, öte dünyada cennet nasıl haklarıysa, bu dünyada da “cennet vatanımız” onlara tahsis edilen en güzel yer. “Yine de umudum çocuklarda” diyen Abidin Dino huzur içinde uyusun; bu ülkede “kafayı kullanan” bi çocuklar kalmış. Bakınız; Polis Akademisi öğretim görevlisi TuÄŸrul ÖzÅŸengül’ün emniyet verileriyle ortaya koyduÄŸu tablo şöyle; 15-18 yaÅŸ arası çocuk mahkum sayısı 44,551! Bu çocukların %60′ı hırsızlıktan, %30′u ÅŸiddet içerikli suçlardan mahkum. %97’si yaÄŸtığı fiilin suç olduÄŸunu biliyor, %10′u aynı suçu tekrar iÅŸliyor. % 15′inin kardeÅŸi de sabıkalı, %51′i okula gitmiyor, %13′ü hayatında hiç okula gitmemiÅŸ. %34′ü uyuÅŸturucuyu denemiÅŸ, %15′i parçalanmış ailelerin çocukları. %45′inin babasının iÅŸi yok. %100′ü okulda baÅŸarısız, %95′i düşük gelir grubunundan, %100′ü mafyaya sempati duyuyor, %68′i düzenli olarak çakı, bıçak gibi aletler taşıyor.
Her cennetin bir peygamberi var muhakkak ki en tepede oturan. Canımız kanımır Abdülkadir Aksu’muz; cennetimizin peygamberine çatlak sesler rahatsızlık veriyor bu aralar. Tebada huzursuzluklar var; peygamber yüce divana gitsin deniyor; AÅŸkın ömrü 3 yıl Abdülkadir; 6 oklu münafıklar artık seni sevmiyor.
Oysa ÅŸanlı geçmiÅŸin bunları hak ediyor mu hiç? Sen ki 1977′de KahramanmaraÅŸ’ta vali vekilliÄŸi yapmış adamsın, 78′de ilde tarihimize permanent kalemlerle yazılan “KahramanmaraÅŸ Olayları”nın altyapısıyla hazırlana dururken hepi topu bir “vekil” olarak tatlıya tuzluya karışmamışsın; karışmamışsın ki meÅŸhum olayda (bazı densizler katliam da diyor) 111 vatandaşın telef olmuÅŸ (mukadderat tabi, ölüm ona-bana be Abdülkadir, peygamberler ölmez ya). Az yukardaki satırlarda iç geçirerek andığımız 80′lerde Emniyet Genel Müdür yardımcılığı yapmışsın, sokaklarda sapanla vurulan kuÅŸlar gibi patır patır düşüp ölen onca insana raÄŸmen 85′te “yılın bürokratı” ödülünü almışsın! E ödülü de alınca kim tutabilmiÅŸ seni Abdülkadir; halk sevmiÅŸ, parti güvenmiÅŸ; 87′de ANAP’tan Diyarbakır milletvekili seçilmiÅŸ, 89′da içiÅŸleri bakanı olup ilk peygamberliÄŸine adım atmışsın. Bugün bir Hrant Dink’le yargılamaya çalıştığımız peygamberimiz, o zamanlar kimlere faili meçhul failler teÄŸellememiÅŸ ki; peygamberimizin 31 Mart 89′dan 23 Haziran 91′e kadar sürdürdüğü içiÅŸleri bakanlığı döneminde Prof. Dr. Muammer Aksoy, gazeteci Çetin Emeç, yazar Turan Dursun, eski MİT yöneticisi Hiram Abas, Doç Dr. Bahriye Üçok, Ata Burcu, Hulusi Sayın, Memduh Ünlütürk, İsmail Selen, Temel Cingöz öldürüldü. Sene 2002; peygamberimiz gene içiÅŸleri halifesi. Bu dönemde Hrant Dink öldürülmüş, 15-20 Kasım tarihlerinde İstanbul’da 2 bombalı saldırı olmuÅŸ; 52 kiÅŸi ölmüş, Cumhuriyet Gazetesi 6 günde 3 kere bombalanmış ve sorumlu bir allahın kulu bulunamamış, danıştay üyelerine silahlı saldırı yapılmış, Trabzon’da rahip Santara 16 yaşında bir çocuk tarafından öldürülmüş, Hizbut tahrir örgütü İstanbul’un göbeÄŸi Fatih Camii’nde “ÅŸeriat isteriz” diye götlerini yırtarlarken bir polis “memuru” müdahale etmemiÅŸ, Doç. Necip HablemitoÄŸlu’nun katledilmesi vacip görülmüş olacak ki yakalanan olmamış, İsmailaÄŸa Camii’ndeki linçli cinayete iliÅŸkin soruÅŸturma 1 ay geç baÅŸlamış, Emniyet’te cemaatçi kadrolaÅŸma iddiaları varmış, hırsızlıkmış gaspmış, tacizmiÅŸ tecavüzmüş; bu adamı peygamberliÄŸinden eder mi be 6 ok; silkin ve kendine gel!
Åžayet bir gün bu cennet vatana bir çocuk getirip de koymak istersem; adını Abdülkadir koyacam; su gibi “ak” olsun diye!…