yazan: ÅŸuursuz sindrella
Türkiye’nin “seyirlik� ülkeler kategorisinde yıldızını parlatan öyle bir “milliyetçilik akımı� içindeyiz ki, yanı yönü globalleşen, sınırları ellerinin tersiyle itiverme hazırlığında olan bunca devlete karşı, göğsümüzü gere gere milliyetçilik yapıyor, tarihimize, gelenekelerimize, Türk’lüğümüze sahip çıkıyoruz; demeyi tercih ederdim ama maalesef bizim milliyetçiliğimiz ancak bizden madden ve manen daha “milliyetçik� olan kökenlere kalkmakta. Tarih boyunca hep düdüğümüzü öttürdüğümüz bölgelerde hilalimizi; akabinde ayımızı yıldızımızı çivileyip altında naralar atarken, bileğimizi bükebileceklerin yanında sus-pus oluverdiğimiz; sağımızı solumuzu tırtıklayan devletlerle savaşımızda “İskenderun’u kesseniz vermeyiz, Edirne’yi biçseniz sermeyiz� kabadayılığıyla sahiplenip, “eh Kerkük de bizimdi ama, mukedderat işte� diyerek sınırlarını çizdiğimiz vatanımızda “Türk olmak� gibi bir kimlik oturttuk ki bir allahın kulu da bilmez nedir Türk olmak? Kimdir bu Türk? Ne yer ne içer, nerde beslenir nerde ürer? Osmanlı imparatorluğunun “Türk� olduğunu iddia edenler Amerikaya ne diyorlar acaba? Amerika’nın adı “birleşik devletler� de Osmanlı “birleşik imparatorluk� olmuyor mu? Kaç kişi eder bu Türk’ler? Moğollar da Türk, Tatarlar da Türk, Kırgızlar da, Özbekler de, hatta Kızılderililer de Türk! Topumuz Türk’üz elhamdüllillah. Ama nedir yani bu kadar övünç duymamıza, yatağımızdan taşmamıza, durmayıp akmamıza sebebiyet veren bu büyük Türklük? “Ne kadar övünsek azdır� ın sebebi ne? Savaşlar dışında yazılan destanımız mı var? Ki savaşta da yazılan bi destan varsa Türklere mi ait? Civar ülkelerden salkım saçak getirilip, allanıp pullanarak padişahların koynuna sokulan, sonra onlara toraman şehzadeler doğuran kadınların kaçı Türk? Orayı burayı almak için yeniçeri ocaklarında yetiştirilen sabilerin, ailesinden zorla alınıp yemek-kalacak yer karşılığı padişahların toprak sevdalarına yeşil bayrak altına kırmızı kanlar akıtan askerlerin kaçı Türk?
“Milliyetçi� geçinen (geçinen=karnı doyurulan, üstüne başına birşeyler alınan, cebine sigarası telefonu konulan ve hatta maaşa bağlanan) insanların kaçı haberdar tarihlerinden? Hadi tarihten bi haberler diyelim “millet�ine zerre faydaları yokken, etrafta işsiz güçsüz dolaşıp “abi�lerinin vur dediğini vurup “koru� dediğini üç kuruşluk canını siper ederek korurken, ne ilmi ne sanatı, ne sevgisi ne saygısı, ne yasasına ne insanına bir bağlılıkları varken oynadıkları “milliyetçilik� oyunu bu zatları sağa sola ne kadar “karizmatik� gösterir bilemem ama biraz aklı selim insanların bu ülkeyi en bi yiyip bitiren topluluğun işsiz olduğu için sigortalı da olmayan, doğal olarak vergi de vermeyen ama en ballı yerleri de ceplerine doldurup duran ki nerden gelir bu yoğurdun bolluğu dendiğinde düşman ilan ettiği doğunun dağlarını gösterip üstlerinden nazlı nazlı akan uyuşturucuları gösteren “milliyetçi� ağaların zavallıdan hallice piyonları. Gerçi onlara ne düşünecekleri de öğretiliyordur muhakkak ama paranoyakça onu bunu düşman ilan etmek yerine (ki cümle komşumuz düşman bize biliyosunuz, bu argümanın altına en yıldızlı imzayı çakan da ordumuz tabi) bi kafalarını kaldırıp baksınlar bakalım o büyük “abileri� bu ülkeye ne kadar yatırım yapmış, ne kadar istihdam yaratmış da “millet� inizin ne kadarının karnını doyurmuşlar? Acaba bunları mevzuya bahis etmemek için onu bunu hedef gösterip, Kürt’ü Ermeni’yi düşman ilan edip bu soruları balla kesiyor olabilirler mi? Acaba bunların arkasındaki tüm devlet kademeleri (tüm derken hakikatten “tüm� kademeler kastedilmektedir) canhıraş bir şekilde kendilerine hizmette kusur etmezken yaratılan hayali düşmanların korkutucu gölgeleri üstlerine salınarak alttan destekleri alınırken basında çıkan “Ogün Samast’ın hücresine kırmızı halı döşediler, dışarıdan yemek getirttiler� haberlerini alınlarında boncuk boncuk terleriyle “yok vallaha öyle bişey, aha da taş duvar, aha da kıl yatak� diyerek gösteren yetkililer orada “katil� olmayan diğer insanların da ne koşullarda yaşadıklarını da cümle aleme ifşa etmiş olmuyorlar mı? F Tipi cezaevlerindeki tecridin kaldırılması için ölüm orucuna başlayan avukat Behiç Aşçı ‘yı ziyaret edip annesinin sırtını sıvazlayarak “yapacaz,yapacaz, bişeyler yapacaz� diyen TBMM başkanı Bülent Arınç ceylan derisi koltuğunda osurursa cemaat nasıl sıçar görelim; 2006 yılı boyunca Türkiye’de yaşamın gündelik halleri içinde yer almaya başlayan “linç� kültürünü yatıştırması beklenen insanların –ki kendilerin devletin en bi yıldızlı kademelerindedirler ve hala daha da yıldızları parlamaktadır- “huzuru bozan cezasını çeker� ve “vatandaş tahrik oldu� diyen 2 vali, “insanımız cezalarını verdi� diyen 1 milletvekili, “onlar olduğunu bilsem, inip ben de vururdum� diyen 1 belediye başkanı ve “vatandaşın tepkisi güzeldi� diyen 1 emniyet müdürü. Bahse konu yorumların yapılmasına neden olan olaylar ise İzmit’te bayrağı tekmelediği iddia edilen bir kişinin, Isparta’da bildiri dağıtan üniversite öğrencilerinin, Konya’nın Bozkır ilçesine çalışmak için giden işçilerin, Tokat’a sınav için giden bir üniversite öğrencisinin ve İstanbul’daki 30 Ağustos kutlamalarında pankart açan üniversitelilerin birilerinin “bunlar PKK’lı� hedefini göstermesi sonucu linç edilmeye çalışılmasıdır. Sokaktaki şiddetin adı “Türklük� tür ve devlet tarafından güllerle çiçeklerle desteklenmektedir. Tüm Kürt halkının PKK’lı ilan edilmesi kimsenin vicdanını sızlatmazken kimse de evleri tarlaları PKK barınmasın diye devlet eliyle yakılıp yıkılan, devletin korucuları polisleri jandarmaları tarafından kadınlarına tecavüz edilen (keza bir erkeği aşağılamanın en güzel yoludur kadınına tecavüz etmek!) evleri arama izinleri dahi olmaksızın keyfiyen basılan, keyfiyen tutuklanan, keyfiyen işkence gören bunca insan mecburen batı illere göç ettiğinde ve doğal olarak işsiz kaldığında Buduncu (kafatasçı yani) dernekler tarafından “tüm melanet bu kürtlerden çıkıyor, hırsızlık onlarda, gasp onlarda, taciz tecavüz onlarda, bu kürtler olmasa gül gibi yaşayıp gidicez Türk-Türk� diyerek bildirilerine “Kürtlerin üremelerinin engellenmesi ve Türklerle evlenmelerinin yasaklanması� gibi maddeler koyabiliyor ve bu konuda destek de görebiliyorlar. (Ki İzmir’de başlayan bu hareket şimdiden 4-5 ilde temsilcilik açtı ve örgütlenmeleri ciddi katılımlarla devam ediyor)
Devletin “terör bitti, dönün evlerinize gayri� çağrısına kulak vererek “devlet desteğiyle� topraklarına dönen insanların durumuyasa tasvire gerek bırakmıyor. Van’da bu “devlet desteğiyle� evine dönen 581 kişi üzerinde yapılan İçişleri Bakanlığı araştırmasına göre Van’daki “geri göç insanları�nın yaşam koşulları şöyle; Evlerin %52,4 ünde tuvalet, %41,1 inde banyo, %31 inde mutfak, %48 inde şebeke suyu, %79,5 inde kanalizasyon şebekesi, %69,9 unda foseptik sistemi yok! Kadınlarla yapılan konuşmalarda 45 yaşındaki bir kadın 9 senedir hiç kırmızı et yemediğini, ayda 2-3 kere tavuk yiyebildiklerini, bayramdan bayrama da baklava yapmak için süt alabildiklerini söylüyor. Çocuklarla yapılan görüşmelerde ise öğünleri sabah ve akşam olarak sınıflandırmaları dikkat çekici. “Ne yiyorsunuz� sorusuna verdikleri yanıtsa “sabah peynir ekmek çay ya da yoğurt, akşam çorba makarna karpuz� olmuş. Yine de umutlular; “Geleceğe nasıl bakıyorsunuz� sorusuna verilen yanıtlarda 214 kişi iyimser, 195 kişi kötümser yanıt verirken, 121 kişi “hiçbirşeyin değişmeyeceğini� söylemiş.
Velhasıl; milletini tanımadan “milliyetçi�, tarihini bilmeden “Türk� oluveren kişilerin en azından sıçacak yerleri olduğundan bari orda düşünmelerini tavsiye ediyorum; “bir ülkeyi sevmek� ne demektir diye?!..