
yazı: hücumpress
Biraz edep biraz adap olur değil mi? 15 temmuz 2008 günü, eğer Tercüman Gazetesi’ni almış 30 bin kişiden biri olduysanız, karşılaştığınız şey hakkında ne düşündüğünüzü merak ediyorum açıkçası. Ben neler düşündüğümü paylaşmak istiyorum.
Ergenekon davası hakkındaki iddianame, 14 temmuz 2008 tarihinde açıklandı. Vatandaşların ne kadarlık kısmı Ergenekon Çetesi’nin ne olduğunu neye benzediğini anladı bilinmez ama, medya için çok kritik bir gündü. Herkes uzun uzun iddianameyi inceledi ve kendi ideolojisi doğrultusunda köşe yazarları değerlendirmelerde bulundu. Yine her medya kuruluşu tuttuğun safın çizgisinden konuyu yorumladı. Gayet doğal.
Fakat Tercüman Gazetesi’nin manşetinde, yukarıda görmüş olduğunuz Türkler’in Ergenekon’dan çıkışını temsil eden ilüstrasyon yer alıyordu. Üzerindeyse şu ifadeler yer alıyordu:
“İnsanlık tarihinin en büyük destanı
ERGENEKON
Türk’ün onuru gururu yiğitliği bu destanda
Sırrı Yüksel Cebeci’nin kaleminden yakında Tercüman’da. ..”
Oha derler adama… Dün Ergenekon iddianamesi açıklanmış, sen birinci sayfanda savcının sözlerini “Medyadan şikayet etti” diye aktarıyorsun, manşetine de ‘yakında’ başlayacak bir yazı dizisinin duyurumunu koyuyorsun.
Tabii ki Tercüman’ın nasıl bir gazete olduğunu biliyoruz. Ama bu kadarına yuh derler, oha derler… Ergenekon Destanı’ymış. Sen de Tercüman Efsanesisin artık, hiç kusura bakma.
Merak edenlere hatırlatayım, yazı dizisi yarın başlıyor. Haydi, halka ve olaylara nasıl tercüman olunuyor görelim.
This entry was posted on Perşembe, Temmuz 17th, 2008 at 11:13 and is filed under Dark Side Of The Moon. You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.