By Hucum Press | Haziran 12, 2008 - 10:44 am - Posted in Sex and The City

rennert_jetlag1.jpg

yazı:hücumpress
çizim: Itzil Rennert

Arka arkaya bilgisayarların görüntüsü var, telefonlar çalıyor, e-mailler birikiyor. Geceleri maç var, bizleri vicdanen rahatlatan sohbetler var. Başka bir yerde oturup, başka şeyler konuşuyor gibiyiz ama öyle değiliz. İğneler batıyor bedenlerimize, rahat edemiyoruz bunca umutsuzluk arasında. Ülke karanlık, güneşi doğmuyor hiç. Güneşi aramanın zamanıdır.

Daha çok saat var önümüzde. Saatleri bekliyoruz, hızlıca yorulup, hızlıca unutacağız bugün. Gün dükkanı kapattığında yaşam hırsızlığına başlayacağız. Yaşamlarımızdan çalınanları toplamaya, topladıklarımızı defterlerimize yazmaya çıkacağız.

Gözümün önünde kareler oluşuyor, anlatılanlardan, gösterilenlerden. Öyle olmayacağını biliyorum. Güzel bir kahkaha için günler, haftalarca beklemeye alışmaktan, gülen bir yüz göremeyecek olmanın sıkıntısı düşüyor içime. Ama yine de birileri bir şeyleri umûdedecekse, o kişi ben olurum diyorum.

***

Gecenin bir yarısı, akranlık derecesinde bir akrabamın evindeydim. Biraz uyuklamak istediğimi söyleyip, yan odaya geçtim. Odanın penceresinden çevre yolu ve onu aydınlatan ışıklar görünüyordu. Yatmadım, pencerenin önüne bir sandalye çektim. Ayaklarımı soğuk kalorifer peteklerine dayayıp, 14. kattan çevreyoluna diktim gözlerimi.

Sabah 4’e kadar pencerenin önünde oturdum. Arada bir uyukladım, arada gözlerimi açtım. Sabaha kadar yalnızca bir sigara yaktım, onu da kültablasına bıraktım. Tam içim geçiyordu odanın kapısını tıklattılar. Çantamı alıp çıktım. Siyah bir jeeple yola çıktık. Çevreyolunda süratle yola koyulduk. Anadolu yakasının bir ucundan, havaalanına yarım saatte ulaştık.

Uzun bir yolculuğun ardından ‘jetlaglara gelesin, sürüm sürüm sürünesin’ vaziyetinde bir telefona ulaştım. Burada sular pembe akıyor dedim. Pembenin göreliliğini anladım. Suya renk karışmasından tiksindim. Su gibi temiz gitmek gerektiğini öğrendim.

***

Bir bilinmeze gitmek değil, hayata kıvrak bilek hareketleriyle feyk atmaya gitsin yolumuz. Birkaç öykü dinleyebilmek, şarabın yarısı kadehteyken sızabilmek, güneşin doğuşunu, batışını görebilmek için… Okyanusları geçmeden biriktirecek fazladan birkaç umut için…

***

Evet yine ara… 5 dakika ara… Kızsan da ara, kızmasan da ara…

This entry was posted on Perşembe, Haziran 12th, 2008 at 10:44 and is filed under Sex and The City. You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Leave a Comment

Please note: Comment moderation is enabled and may delay your comment. There is no need to resubmit your comment.