By Hucum Press | Kasım 26, 2007 - 10:34 am - Posted in Pulp Fiction

nelniente.jpg

yazan: ahmet yaren

Lafı dolandırmanın alemi yok. Annem Ahmet Altan sever benim. Sadece tespit. Artık hepsi mi seviyor, bir kısmı seviyor da annem o bir kısmın üyelerinden biri mi bilemeyeceğim. Yaş maş işlerini hiç karıştırmıyorum gün gelir döner ucu bana girer. Oluyordu (hala da oluyor galiba) yani bizim evde Ahmet Altan kitapları. Hatta dur şimdi hatırladım babam da “Ahmet Altan’ın Pazar yazılarını seviyorum” gibi bir şey de demişti. Neyse yaşa girmeyelimdi zaten. Ben de (oluyor birkaç sene) okudumdu. Tehlikeli Masallar’ı bir otuz sayfa kadar okudum. Yanılmıyorsam reklamcı bir çocuk vardı adı da Teomandı (ama Teoman, Buket Uzuner’in İki Yeşil Susamuru’ndaki çocuk da olabilir -ki bir o kitabın bir de Armegeddon filminin bana borçlu olduğunu düşünüyorum. Armageddon: 3 buçuk saat, İki Yeşil Susamuru: 1 hafta. Hadi birinde sinemadaydık, dışarısı soğuktu, yandaki eleman eğleniyordu falan ikincisinin niye sonuna kadar gittim onu da hiç bilmiyorum. Kumral Ada Mavi Tuna iyiydi ama ya da ben küçüktüm). Hasılı kelam Ahmet diyorduk. Ben bunun bir kitabını okudum hoca. Ama ismini bir türlü hatırlayamıyorum. Aman yanlış anlaşılmasın kesinlikle ‘küçümseyeceğim kendimce zekice bir giriş yapıyorum’ babında değil zaten girmiyorum hatta çıkıyorum. Bildiğin hatırlıyorum kitabı. Baştan sona bir hikaye bütünlüğü içinde değilse de bir takım –bence önemli- şeyler kalmış kafada. Aramıyorum da internette. Böyle bi hoşuma gitmiş hatırladığım kadarı (dur şu yazıyı bitirince öğreneyim). Aslında hepi topu bir alıntı yapacağım niyeyse izah gereği duydum ( ama kabahat bende mi ona emin değilim).

Ezcümle “Kendimi terk edip gitmekten korkuyorum” diye bir cümle vardı. Anlar oluyor kendin mendin kalmamış gibi oluyor.

Bir de bazı şarkılar var insana bir şekilde kim olduğunu hatırlatıyor. Ya da bütün o senlerden birini bir süreliğine öne çıkarıyorlar kim bilir. Vinicio Capossela diye bir adam buldum geçen var böyle bir takım şarkıları. Ama bazen daha Carmen Consoli oluyor her şey. Sanki bir ara da Manu Chao olmuştu.

This entry was posted on Pazartesi, Kasım 26th, 2007 at 10:34 and is filed under Pulp Fiction. You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Leave a Comment

Please note: Comment moderation is enabled and may delay your comment. There is no need to resubmit your comment.